GÜNÜN SÖZÜ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Sitenin varlığından haberli misiniz?
Paz Ara. 12, 2010 4:24 am tarafından melik

» Ufak tefek bazı değişikler.
Perş. Kas. 25, 2010 3:36 am tarafından ozkaan

» BAŞARILAR:
Ptsi Kas. 08, 2010 12:55 am tarafından ozkaan

» İĞRENÇ ESPRİLER
Cuma Kas. 05, 2010 7:37 pm tarafından menzile

» kelime üretme oyunu
C.tesi Eyl. 11, 2010 11:54 pm tarafından muhittin

» katılımsız programlar
C.tesi Haz. 12, 2010 12:20 am tarafından ozkaan

» Ispanaklı yumurta oyunu
Cuma Mayıs 14, 2010 2:24 am tarafından ozkaan

» Öğrencim İlayda Bayrak şiirini okuyor
Cuma Mayıs 14, 2010 2:07 am tarafından ozkaan

» Benim Öğrencilerim. Nasıl oynamışlar... finale dikkat
Cuma Mayıs 14, 2010 1:29 am tarafından ozkaan

Istatistikler
Toplam 38 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: çiko

Kullanıcılarımız toplam 1721 mesaj attılar bunda 506 konu

Acının Gizlediği Armağan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

HERKES Acının Gizlediği Armağan

Mesaj tarafından ruveydaa Bir Perş. Haz. 04, 2009 1:50 pm

Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden sağ kurtulan adamı, dalgalar küçük, ıssız bir adaya kadar sürükledi.



Adam ilk günler kendisini kurtarmasını için Allah'a yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı. Ama ne gelen oldu, ne giden…



Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yaptı. Sahilde bulduğu, gemiden arta kalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koydu.



Günler hep aynı şekilde geçiyordu. Balık avlıyor, pişirip yiyor ve ufku gözlüyor, kendisini kurtarması için Allah'a dua ediyordu. Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmıştı, geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını gördü. Duman, dans ede ede göğe yükseliyordu. Başına gelebilecek en kötü şeydi bu.



Keder ve öfke içinde donakaldı. Şimdi bu ıssız adada, başını sokabileceği bir kulübe bile kalmamıştı. "Allah'ım, bunu bana nasıl yapabildin?" diye feryat etti. O geceyi keder ve üzüntü içinde geçirdi. O kadar dua ettiği halde, başına bu olay geldiği için sitemler etti.



Ertesi sabah erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı!

Bitkin adam kendisini kurtaranlara sordu;

"Benim burada olduğumu nasıl anladınız?"

Cevap onu hem şaşırttı, hem de utandırdı:

"Dumanla verdiğiniz işareti gördük!"

Canımızı sıkan, göz yaşlarımızı inci gibi döküveren olaylar sessiz bir kurtuluş çağrısı, bir mutluluk davetiyesi belki de… İlk bakışta dayanılmaz gelen acı anlar, sonrasında kalbimizi kuş gibi hafifleten, ruhumuzu ısıtan tatlı tecrübelere dönüşüyor. Aydınlıkta seçemeyeceğimiz bir ışık, karanlık basınca fenerimiz oluyor. Keyfimiz yerindeyken burun kıvırdığımız tavsiyeler, yaslı anlarımızda imdadımıza yetişiyor. İyilik hallerinde sırt çevirdiklerimiz, zor anlarda sırtımızı dayadıklarımız oluyor.



Hikayede yanan kulübenin dumanıyla kurtuluş umudunun yeşermesi gibi, yaşamımızdaki kırık dökükler, yıkıntı ve ziyanlar, kayıp ve yenilgiler yenilenmenin, yeniden doğuşun tohumlarını ekiyor aslında…

Acı, derinlerinde gizlenen tatlı hediyelerle dolu. Yapmamız gereken, acıyla barışıp onu çözümlemek, gizlediği armağanı kalbimize buyur etmek…
avatar
ruveydaa
Aktif Üye
Aktif Üye

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 06/01/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz