GÜNÜN SÖZÜ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Sitenin varlığından haberli misiniz?
Paz Ara. 12, 2010 4:24 am tarafından melik

» Ufak tefek bazı değişikler.
Perş. Kas. 25, 2010 3:36 am tarafından ozkaan

» BAŞARILAR:
Ptsi Kas. 08, 2010 12:55 am tarafından ozkaan

» İĞRENÇ ESPRİLER
Cuma Kas. 05, 2010 7:37 pm tarafından menzile

» kelime üretme oyunu
C.tesi Eyl. 11, 2010 11:54 pm tarafından muhittin

» katılımsız programlar
C.tesi Haz. 12, 2010 12:20 am tarafından ozkaan

» Ispanaklı yumurta oyunu
Cuma Mayıs 14, 2010 2:24 am tarafından ozkaan

» Öğrencim İlayda Bayrak şiirini okuyor
Cuma Mayıs 14, 2010 2:07 am tarafından ozkaan

» Benim Öğrencilerim. Nasıl oynamışlar... finale dikkat
Cuma Mayıs 14, 2010 1:29 am tarafından ozkaan

Istatistikler
Toplam 38 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: çiko

Kullanıcılarımız toplam 1721 mesaj attılar bunda 506 konu

Türkiye'nin bitki ve tohum zenginliği

Aşağa gitmek

HERKES Türkiye'nin bitki ve tohum zenginliği

Mesaj tarafından muhittin Bir Çarş. Haz. 10, 2009 7:56 pm

Türkiye'nin tüm bitki ve tohum zenginliği

Geçtiğimiz ay ABD'de ikna odalarına alınan milletvekillerinin tasarıya oy verip vermemesi ayrı bir merak konusu lakin kölelik tasarısının iktidar milletvekillerini oylarıyla yasalaşması gibi büyük bir risk söz konusu. Üstelik kölelik yasası , "tarladan sofraya gıda güvenliğini sağlamak" gibi masum bir kılıfla sunuluyor.

KÖLELİK YASASI GELİYOR!


Türkiye'nin tüm bitki ve tohum zenginliği ile yaşamımızı birkaç "şeytani şirket"in insafına terk eden yasa tasarısı Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın adını değiştiren ve kanun teklifiyle birlikte sunulan tasarı modern köleliğin onayı ve şeytanın galebe gelmesi demektir.

Bazen kişi yada kurumlar ayaklarına kurşun sıkarlar. Ancak bu kez hükümetimiz silahı tamda kalbimize çevirmiş durumda. İnsanlığın ortak mirası tohumların genetik yapısının değiştirilerek patent altına alınmasına izin veren sözde ''Ulusal Biyo Güvenlik Kanun Tasarısı'' maalesef Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılmış durumda.

Geçtiğimiz ay ABD'de ikna odalarına alınan milletvekillerinin tasarıya oy verip vermemesi ayrı bir merak konusu lakin kölelik tasarısının iktidar milletvekillerini oylarıyla yasalaşması gibi büyük bir risk söz konusu.

Üstelik kölelik yasası , "tarladan sofraya gıda güvenliğini sağlamak" gibi masum bir kılıfla sunuluyor.

Lütfen F. William Engdahl''ın "Ölüm Tohumları" adlı eserini hemen okuyunuz.
avatar
muhittin
Süper Üye
Süper Üye

Mesaj Sayısı : 320
Yaş : 20
Kayıt tarihi : 27/12/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HERKES Geri: Türkiye'nin bitki ve tohum zenginliği

Mesaj tarafından muhittin Bir Çarş. Haz. 10, 2009 7:58 pm

ÜLKEMİZDEGDO'LU TOHUMLARLA KURULAN EKONOMİK VE GENETİK TUZAK Uluslararası şöhrete sahip çevre analisti ve ekonomist Lester Russell BROWN’un “Dünya Ekonomisinde Sessiz Kriz” isimli kitabında “ dünya ekonomisinin temelini tarım oluşturmaktadır, ekonomik kalkınmanın kökeninde toprak vardır. Toprak yoksa ekonomi de yoktur. Tarımsal önlemler alınmaz ise, ekonomiler tümden çökecektir. Çünkü ekonominin hammaddesinin %93’ü topraktan gelir ” dediği gibi ülkemiz ekonomisinde tarımın rolü oldukça önemli yer tutmaktadır. Türkiye’yi emperyalist ülkelere muhtaç etmeye çalışan AKP hükümeti ve izlediği tarımsal politikaları sonucunda tarım ürünlerinde kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan ülkemiz artık yılda 14 milyar dolarlık tarım ürünleri ithal etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Pirinç, nohut, mercimek, pamuk, tütün, et vs. dışarıdan gelmektedir. AB tarafından, uyum politikaları adı altında ülkemizde çiftçilere verilen desteklerin kesilmesi talimatı verilmiştir. Gelişmiş ülkeler kendi çiftçisine tam destek yaparken bizim köylümüz desteklenmek bir yana Kemal Derviş’in, daha doğrusu iç işlerimize karışan ABD ve AB’nin istekleri üzerine; şeker ekmeyeceksin, pamuk dikmeyeceksin, tütün yetiştirmeyeceksin talimatları ile konan kotalarla yanlızca çiftçilerimizin desteği değil aynı zamanda can çekişen ekonomimizin ana damarları kesilmiştir. Tarımı çökertilmeye çalışılan ülkemiz, işbirlikçiler tarafından hazırlanan tarımsal politikalarla pazar haline getirilmekte, böylece ,gelişmiş ülkeler tarımsal fazlalıklarını ülkemize fahiş fiyatlarla satmaktadır. Tarım yoksa halkımız açlıkla ve yoksullukla yüzyüze kalacaktır. Küba Tarihin’den bir sayfa ; Küba, 1989 yılına kadar, başta Rusya olmak üzere Doğu Bloku Ülkelerinden sağladığı mali destekle ayakta durabiliyordu. Çöküşün ardından Küba’nın en büyük gelir kaynağı olan tarım bir çıkmaza girmiş halk temel gıda ürünlerini dahi temin edemez hale gelmişti. Havanalı öğretmen Maria Felix Bonome ülkesinin ekonomik krizinde ki gibi kişisel kriz batağından nasıl çıkarım diye düşünürken, 3-5 saksıya koyduğu topraklar , diktiği tohumlar ve yetiştirdiği bitkiler sayesinde ekonomik olarak rahatlamış, çevresindekilere de faydalı olmaya başlamış bunu gören komşuları ve tüm havana halkı da çatılarda, saksılarda bitki yetiştirmeye başlamış bunu örgütlü bir faaliyet haline getirmişler, bunun üzerine şehrin otoriteleri Maria öğretmene, teknik danışmanlık, tohum ve tarım için bedava toprak vermiştir. Küba ekonomisi; bir öğretmenin çaresizliği ile ortaya çıkan can suyuna dönüşmüş bir fikir ile küçük saksılardan dev bir tarım politikasına dönüşmüş hummalı bir çalışma sonucu kurtulmuştur. İşte Türkiye Gerçeği 1- Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nda 115 bin kişi çalışıyor. 2- 70 tane üniversitemiz, 3- 30 tane ziraat fakültemiz, 4- 50 tane tarım araştırma enstitümüz, 5- 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var. Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı. Türkiye’de tohumun patronu ise İsrail. Bu tohumlar bir kez toprağa ekildiğinde içerisinde zararlı maddeler bulunan genetik tohum o toprağa da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız. 50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor . Tohumu alıyorsun , yanında ölümcül hastalıkları da beraberinde. Örnek mi? Niğde ve Nevşehir’deki patateslerde kansorejen maddeler saptandığından dolayı ekime izin verilmemektedir. Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki IRAK’tır. 5553 Numaralı tohum kanunu, 3. maddesinde ki “çeşit”, 5. maddesinde ki “üretim izni” ve 7. maddesinde ki “dış ticaret” başlıklı hükümler ile GDO'lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) tohumların ülkede üretimine ve ithalatına imkan vermektedir. Kısacası bu yasa ile İsrail tohumunu kullanma yasası çıkaran ikinci ülke Türkiye’dir. Burada bir stratejik hedefin yer aldığı görülüyor. Bu tohum politikası ile Türkiye, hem ekonomik olarak hemde genetik olarak tuzağa düşürülmektedir. Prens Charles’in Türkiye ziyaretinden ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebzenin anlamı ne olabilir ? Kaz Dağı’nda kendisi için yetiştirilen organik sebzeleri ülkesine neden götürüyordu? Meğerse o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş. Ülkemizde kısırlık, diabet, obesite, romatizmal hastalıklar, kanser vakaları her geçen gün giderek artmaktadır. Bunun sebeblerinden en önemlisi genetiği değiştirilmiş ürünlerin kullanılmasıdır. Lester BROW’un dediği gibi ekonomi toprakla vardır, tarımla vardır, AKP’nin yanlı ve yanlış politikaları, AB dayatmaları, IMF ayak oyunlarıyla hem ekonomimiz çökmekte, hem sağlıksız hastalıklı bir toplum oluşturulmakta hemde tarım sektörümüz yabancıların (İsrail’in) kontrolüne girmektedir. Saygılarımla, Uzm. Dr. Tülin Akarsu
avatar
muhittin
Süper Üye
Süper Üye

Mesaj Sayısı : 320
Yaş : 20
Kayıt tarihi : 27/12/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HERKES Geri: Türkiye'nin bitki ve tohum zenginliği

Mesaj tarafından sibel Bir Çarş. Haz. 10, 2009 9:35 pm

Bizde yasaya bile gerek yok, bizde zorlama var. İsrail tohumunu kullanmayalım, ekmeyelim desek yerli tohum kaldımı ki...
avatar
sibel
Seçkin Üye
Seçkin Üye

Mesaj Sayısı : 233
Yaş : 37
Nerden : konya
Kayıt tarihi : 19/12/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz